Karakter · 5-4
Alard
Hikâyesini göster (spoiler)Hikâye spoiler'ı
Taşkale'nin Simyacısı. Rockbury'deki kulesinden seninle konuşan bir simyacı.
- İlk karşılaşma
- 5-4 Her Yanı Saranlar
Hikâyesi
Hikâyesini göster (spoiler)Hikâye spoiler'ı
Bir zamanlar Taşkale'nin simyacısıydı; hakaret ettiği bir ahmak tarafından kulesine hapsedildi ve Kralı'nın halkını bu yere mahkûm ettiğini söyler. Zaman boyunca pencereleri izler, aletlerinizi inceler ve onu özgür bırakabileceğinizi umar. Zamanı bozduğunuzda onu on yıl sonra saat kulesinde, sonsuz bir döngüye sıkışmış olarak bulursunuz; kristal parçalarını toplarken sizinle alay eder ve yine de size yardım eder.
Belgeler
Yazan
Söyledikleri
Replikleri, oyunun altyazılarında göründüğü gibi ve oyunun numaralandırdığı sırayla; her birinin ilk duyulduğu kayıt noktasıyla birlikte.
Tüm replikleri göster (79)Hikâye spoiler'ı
Halkımı hayal kırıklığına uğrattım. Umutlarını bana bağlamışlardı... ...ve onlara yetemedim.
Aha... siz buralı değilsiniz! Kusuruma bakmayın! Ben Alard, Taşkale'nin Simyacısı. Veya eski simyacısı. Şu anda bu lanetli kulenin mahkûmuyum.
Sizinle nasıl konuştuğumu merak ediyor musunuz? Şanslıyım ki efendimin dizleri çok kötüydü, merdivenlere dayanamıyordu. Ama gerçek simyacıların kulesi olması gerekir! Görmeye gelince... eh, o konuda biraz sihir işleri var.
Bir keresinde bir soytarıya "şakaların çocukça" dedim, o da cehennemî güçleriyle beni hapsetti. Neyse ki simyacılıktan anlamıyor da bana canlı ihtiyacı var.
Efsunlu bir kuleye hapsedilmiş olmak o kadar kötü değil. Henüz açlık veya susuzluk hissetmiş değilim. Tabii ki kötü yanı tek kelimeyle, tamamen yalnız olmak.
Bu "pencerelerin" ortaya çıktığını göreceksiniz. Başta bunların başka bir dünyaya açıldığını düşündüm ama şimdi inanıyorum ki bunlar zamanın kendisinden görüntüler sunuyor!
Bazen eşyalar belirdi, şu anda sizin belirdiğiniz gibi. Çoğu açıklanamaz şeylerdi. Bazıları buhardan veya şimşekten yararlanarak bize... inanılmaz şeyler başarabileceğimizi öğretti. Yangın güvenliği hakkında da çok şey öğrendik.
Bu pencerelerin ana salondaki kristalle bağlantılı olduğundan eminim. Aynı anda pek çok yerde bulunuyor gibi görünüyor. Bu zalim hapiste olmasam bu teoriyi test ederdim. Ancak bunu yapmak için de benden iki tane lazım.
Halkım burada hayatta kalmakta çok zorlandı. Yaşamın olmaması gereken yerde büyüyen bitkileri keşfettiğimizde bile.
Kardeşlerim bazen bana "burada ölecek miyiz?" diye soruyor. Yanıtım "aşırı yüksek ihtimalle evet" oluyor. Ama bunu söylediğim anda manasızca üzülüyorlar.
Kralımız bizi bu yere mahkûm ettiğinden beri dünyamızda... kırılganlıklar... vardı. Korkunç canavarlara ve tabii ki o tohumlara dair görüler gördük... bunlar bizim dünyamızdan değil.
Sizden birer tane daha var! Sizin oralarda herkes bu kıyafetleri mi giyiyor? Temel biyolojik fonksiyonlarınızı nasıl yerine getiriyorsunuz? Yoksa her... şey yaptığınızda çıkarmanız mı gerekiyor?
Pencerelerden kullandıklarınıza benzer cihazlar görmüştüm. Bir çeşit hapsedilmiş manyetizma, değil mi? Mantıklı bir şey mi, durun düşüneyim...
Bazen bu fikirleri not alıyorum ama tekrar okuyunca katlanılmaz bir delilik görüyorum. Doğal olarak, utanıyorum. Ben halkıma hizmet etmeliydim ve onları hayal kırıklığına uğratıyorum.
Orada rahatlatıcı sözler duymak için mi bekliyorsunuz? BENİ DONMUŞ BİR KULEYE BÜYÜ KULLANARAK HAPSETTİLER. Bana kıyasla son derece iyi durumdasınız.
Daha düşünceli davranmak istiyorum. Şöyle desek? Sizin duygularınız çalkantılı, ben ise sonu olmayan, donuk bir cehenneme büyü marifetiyle hapsedildim. Ama sizi umursuyorum. Duygularınızı da. Gerçekten.
Efendim, halkımızı evlerine taşımak için Ay'ın gücünü kullanmayı denedi. Ama çalışma bitmeden ortadan kayboldu, ardında net talimatlar da bırakmadı. Sadece bir sürü tuhaf dizeler... bir de bir baykuş çizimi.
Sizdeki bu aletler... büyüleyici. Kullandığınız bu madde katı veya sıvı değil ama manyetik gibi görünüyor.
Dünyanızdan başka nesneler de benim dünyamda beliriyor gibi görünüyor. Ana salona düşen bu cihaz... kristalle etkileşime giriyor, değil mi? Büyüleyici. Gerçeklikten kazınmadan önce bunu not almam gerek!
Merhaba, kimse var mı? Merhaba?
Merhaba? Dur şu aynayı ayarlayayım.
Dünya değişiyor. Bu dünya da, o dünya da! Zaman, uzay ve... hepsi değişiyor! Şeytanların, tanrıların ve insanların kanunları buraya kadar!
Devam edin!
Hiçbir şeyi unutmamalıyım. Her ayrıntıyı incelemeliyim. Cevap, bu kişilerde olabilir.
Belki bu umutsuz hapishaneden kurtulabilirim!
Aha, siz! Gelmişsiniz. İkiz dangalaklar. Gidip de zamanı mı bozdunuz siz? Bozdunuz tabii! ALIN İŞTE! ŞİMDİ BURADA SIKIŞIP KALDINIZ! Felaketin kalbine hoş geldiniz, on sene geç kaldınız ama hayatınız boyunca buradasınız!
Ne güzel deneyler yapıyoruz. Ne etkileyici, ne keyifli şey.
...sünger beyinli şempanzeler, asalak balıkları, yarım akıllı poğaçalar sizi!
Hapishane kulemde ne eksikti, biliyor musunuz? SONSUZ BİR ZAMAN DÖNGÜSÜNDE SONSUZA DEK SIKIŞIP KALMAK.
Hah, bir siz eksiktiniz. Dünkü hâlinizle mi geldiniz, yarınki hâlinizle mi? Dön baba dönelim, hacılara gidelim. Hah, gidip başka bir şeyleri daha kurcalasanız ya? Çekinmeyin... ...nasılsa eliniz var, istediğiniz şeyi ellersiniz!
Görecekler, görecekler! Onlara yardım mı etsem? Kendileri görecekler...
İlginç. Sizde de boş zaman baloncuğu var. Benimki birkaç sene önce belirdi. Belki de birkaç saniye öncedir. Zamanın önlenemez ve yıkıcı ilerleyişini durdurmak kadar sakinleştirici bir şey yok!
Hiç uyumadığımı söylemiş miydim size? On senedir uyumadım. ON SENEDİR dünyanın tekrar tekrar başa sarmasını izledim durdum sadece...
...On senedir yalnızım. Delirdim mi acaba? Delirdim mi ki? Deliriyor muyum yoksa? Keşke bana söyleyecek biri olsaydı...
Yer değiştirmeyi unutmayın! Veya değiştirdiğinizi. Değiştireceğinizi. Yukarı, aşağı, yukarı, sonra aşağı yer değiştirip durun, ta ki... ...çözene kadar!
Bekleyin şimdi... ve üç, iki, bir!
Ta-da! Ve şimdi tekrar dönmeye başlıyoruz!
Hissedebiliyor musunuz? Ben hissediyorum, tadı dün ve yarın gibi ve... ...hazırlanın... işte... GİDİYORUZ!
Denemenin ne faydası var ki. Ha bire dönüp duruyorsunuz, hiçbir fark yaratmıyorsunuz. Üç, iki, bir...
Dünya değişmek üzere! Değişmeyecek! Asla değişmiyor! Hoşça kal sonsuzluk ve yeniden merhaba!
Merhaba sonsuzluk. Gerçekten merhaba.
Dön babam dön, dön derviş babam dön...
[iç çeker] ...ve yeni baştan!
Duyabiliyor musunuz? Tik, tak, tik, tak ve huuufff!
Bana ne derlerdi biliyor musunuz? "Temiz Alard" derlerdi! Çamur kadar temiz, balçık kadar temiz. Şey kadar temiz bir de; felaket, dünyayı paramparça eden...
...ve yeni baştan.
Ah, simyanın mucizeleri, doğal dünyanın harikaları... ŞUNA BAK BİR DE, AMAN NE HARİKA! Yine başlıyoruz işte!
Sürekli denemeye devam etmeniz çok tatlı. Vazgeçmeyi öğreneceksiniz.
Ic hebbe gheweest alte crachteloos, endelike. Emmer alte crachteloos.
Sona geldiğimde çok zayıftım. Hep çok zayıf oldum.
Onlara rezil oldun, Alard. Hepsine rezil oldun. Herkesi hayal kırıklığına uğrattın. Zaten huyun bu.
Nihayet anlamaya başlıyorsun... (Asla anlayamayacaksın. Şu hâline bak!) ...ama ilerisi yok, gerisi yok, sadece şimdi var... ...şimdi, sonra da şimdi ve sonsuza kadar şimdi!
Hayaletler geliyor, hayaletler geliyor ama asıl hayalet sizsiniz. Hiç düşündünüz mü bunu?
Sadece iki hayaletiniz olduğunu fark ettiniz mi? Muhtemelen böyle daha iyi. Zamanın her yanında sizden ikiden fazla yankılandığını düşünsenize. Kan dondurucu bir şey.
Sana dürüst olacağım. Zor zamanlar. Yoluna devam et.
Niye yardım etmeye çalışıyorsam... ...hepsi sizin hatanız!
Kulemde kilitli durumda tek yapabildiğim düşünmek, düşünmek, düşünmek. Kafam o kadar dolu ki sanki patlayacak! Sonra buraya geri dönüyoruz. Hiçbir şeyin değişmiyor, hâlâ aynı lanetin pençesindeyim.
Bir kristal parçası buldunuz! Belki de diğer üç tanesini de bulursanız bir şeyler gerçekten iyi yönde değişebilir! (Hayır, Alard! Aptal herif, umut bir tuzak, umut bir tuzaktır...)
Ya içinde bulunduğum, başka ama aynı bir benin içinde bulunduğu başka bir kule varsa... ...işe yaradı mı? Hayır, bekleyin...
Dilinizde de pratik yapmış oluyorum, iyi oluyor! Darağacına gelesice! Keçi kılına boğulasıca! Omurgasız solucan! Safra kesesi keselenesice! Beyni pireli mantar! [güler] ...ah, konuşacak birilerinin olması insana GERÇEKTEN iyi geliyormuş!
Fikrim geldi! Buradan önce olduğumuz yere geri gidelim, sonra bu yerden çıktığımız zaman doğru ilerleyelim. Kendime daha erkenden talimatlar verirsem... ...Yok, öyle olmaz, bir dakika...
Fikrim geldi! Kalayı gümüş yapsak, sonra gümüşü kurşun yapsak ve ondan sonra... ...Yok, öyle de olmaz.
Fikrim geldi! Hayır, dur, o hele hiç olmaz... Siz bana bakmayın!
Bir sonrakini hiç söylemeyeceğim bile. Siz bensiz devam edin.
Anneannenizi yanlışlıkla öldürmekten korktuğunuz oldu mu hiç? Veya onunla öpüşmekten? Olmadı mı? Benim de olmadı zaten, unutun gitsin.
Aa, şuna bak. Kendinizle iş birliği yapmayı çözdünüz. Ama hâlâ sadece siz varsınız.
Sizi eşek dişli, engerek soylu, delik tencere yemekleri.
...evet, size söylüyorum!
Aha, başka bir kristal parçası. Önemliye benziyor. Şükürler olsun ki bu bilmeceyi çözmek için SONSUZA DEK VAKİT VAR!
Bir sıfırlama daha! Hadi, parçaları buldunuz zaten. Problemi de çözersiniz. Zamanı paramparça ettiniz, yeniden inşa etmek ne kadar zor olabilir ki?
Bunu dilinizde doğru söyleyebilecek miyim acaba? "Gözümün önüne geldiğinizde yeni yıkanmış pantolonumu alayım, üstüne kusayım istiyorum!" Doğru oldu mu?
Aa, o son sıfırlama üzdü mü sizi? ONU ZAMANI BOZMADAN ÖNCE DÜŞÜNECEKTİNİZ, DEĞİL Mİ?!
Sizin yaptığınızı aptallar yapmaz!
Ben ne zamandır burada mahsurum, biliyor musunuz? Ne zamandır olduğunu bilmiyorum ama göz açıp kapayıncaya kadar sonsuzluk gibi oldu.
Hepsi sizin yüzünüzden, darağacı kuşları sizi!
Siz dangalaklar bunu düzeltebilirseniz ne olacak, merak ettiniz mi hiç? BOOOOOM! Devam edin. Sadece devam edin.
Benim çok da tavşan akıllı olmayan, çılgın, zamanı bozan arkadaşlarım!
Boooom! Patlayacak! Ah, endişelenmeyin. Sihirli hapishanem öyle gerçeklik paramparça olduğu diye kolayca kaçılabilecek bir yer değil... ...ama siz! Top atışının keyfini çıkarın, pis yüzgeçli şeyler! Akılsız solucanlar, pis fazlalıklar, yamuk zerzevatlar... [güler]
[güler] [güler] [manyak gibi güler]